yeni parantezler   charles bukowski   john fante   hızlı gazeteci   milo manara   Mizah   Karikatür   Çizgi Roman   Güncel Kitaplar   Edebiyat   Fıkra   kitaplardan seçmeler   parantez'in kitap listesi   ilhan yayınları & delta yayınları  
   anasayfa
   
parantez yayınları bukowski sayfası

CHARLES BUKOWSKI

 


CHARLES BUKOWSKI'YI SEVMEK VE NEFRET ETMEK
Linda King

Amerikan Yeraltı Edebiyatından birçok simanın şahit olduğu büyük bir aşkın öyküsü…

Genç, güzel şair ve heykeltıraş Linda King, 1970'lerde Los Angeles'ta yaşıyordu. Los Angeles Free Press için Pis Moruğun Notları’nı yazan yeraltı yazarı / şairi Charles Bukowski ile tanıştı. Büstünü yapmayı teklif etti. Sivilceleriyle yaralanmış yüzünü yontarken Bukowski mektupları, yazıları ve zekası ile onu baştan çıkarttı. Âşık oldular. Beş yıl süren sevgi ve nefret dolu, tutkulu ve esprili bir ilişkileri oldu.

Linda King bu birlikteliğin ve ayrılışlarının öyküsünü Bukowski’nin kendisi için yazdığı hiç yayımlanmamış şiirleri ve mektuplarıyla, fotoğraflarla anlatıyor.

(Charles Bukowski'yi Sevmek ve Nefret Etmek, Linda King, Çeviri; Avi Pardo, 356 sayfa)



ÇANLAR KİMSE İÇİN ÇALMIYOR

Charles Bukowski’nin ölümünden sonra dergilerden derlenmiş, daha önce hiç kitaplaşmamış öyküleri  ilk kez Türkçe’de.

“Kendi eğlencemi, tatminimi, zarafetimi ve hayranlık duyabileceğim birilerini başka yerlerde aramak zorunda kaldım.
Birbirlerine benzer biçimde damgalanmış insan sürüsünün içinde münferit bir deli ya da aziz bulmak hâlâ mümkün.
Ben yığınla buldum ama size sadece birkaçından söz edeceğim.”

(Çanlar Kimse İçin Çalmıyor, Charles Bukowski, Çeviri; Avi Pardo, 184 sayfa)



KEDİLER

Charles Bukowski’nin kediler hakkında yazdığı öyküler, yazılar, şiirler Türkçe’de.

“Kediniz var mı? Ya da kedileriniz? Uyurlar, yavrum. Günde 20 saat uyuyup yine de çok güzel görünebilirler. Heyecanlanmak için bir neden olmadığını bilirler. Bir sonraki öğün. Ve arada sırada öldürecek bir şeyler. Güçler tarafından yırtılmakta olduğumu hissettiğimde bir ya da birkaç kedimi seyrederim. 9 kedim var. Uyuyan ya da uyuklamakta olan birine bakarım ve gevşerim. Yazmak da kedilerimden biridir. Yazmak yüzleşmemi sağlar. Beni gevşetir. Bir süre için en azından. Sonra devrelerim karışır ve baştan başlamak zorunda kalırım. Yazarların yazmayı nasıl bıraktıklarını hiçbir zaman anlayamadım. Nasıl gevşerler?”

Kediler’de Charles Bukowski'nin kediler hakkında yazdığı yazılar, öyküler, şiirler yer alıyor. Bu eserlerin çoğu çeşitli yeraltı dergilerinde yayınlanmış, ilk defa bir kitapta derleniyor.

(Kediler, Charles Bukowski, Çeviri; Avi Pardo, 112 sayfa)


çılgın bir yaşamın kollarında tutsak

CHARLES BUKOWSKI; Çılgın Bir Yaşamın Kollarında Tutsak

Howard Sounes

Bir zamanların berduşu, uzun süre alkolik gezen,"Postane", "Factotum" ve "Kadınlar" gibi artık klasikleşmiş romanların yazarı Charles Bukowski, bilinmezliklerle dolu bir geçmişten gelip dünyaca ünlü bir yazar oldu. Sefil hayatlar sürenleri anlattığı yarı otobiyografik kitaplarının, kült bir ad haline gelmesinde ve hayatını konu alan Hollywood yapımı "Barfly" adlı filmin çekilmesinde önemli bir payı var. Yıllarını adadığı ve sonuçta ortaya Bukowski'nin bu kadar kapsamlı ilk biyografisinin çıktığı bu çalışmasında Howard Sounes ünlü yazarın neredeyse bütün akrabaları, arkadaşları ve sevgilileriyle görüşmüş, ayrıca daha önce kimsenin yapamadığını yapıp özel mektuplarına ve yayınlanmamış yazılarına ulaşmayı başarmış ve bu sayede Amerikan edebiyatının Pis Moruğu'nun şaşırtıcı ama gerçek yaşam öyküsünü kaleme almış. Daha önce hiç bir yerde yayınlanmamış fotoğrafların da yer aldığı "Charles Bukowski; Çılgın Bir Yaşamın Kollarında Tutsak", Norman Mailer, Allen Ginsberg, Sean Penn, Mickey Rourke, Lawrence Ferlingheti, R. Crumb ve Harry Dean Stanton gibi dostlarının katkılarını içeriyor.

(Charles Bukowski; Çılgın Bir Yaşamın Kollarında, Howard Sounes Çeviri; Zeynep Akkuş, 296 sayfa)


 


GÜNLER TEPELERDEN AŞAĞI KOŞAN VAHŞİ ATLAR MİSALİ

hiç çalışmıyorsun.

bütün gün aylaklık edip radyoyla konuşuyor

ve içiyorsun

ve sakalın var

ve sürekli sırıtıyorsun

ve odana kadın

getiriyorsun

ve saçını asla taramıyorsun

ve ayakkabılarını boyamıyorsun

ve gömleklerin kırışık

neden gitmiyorsun?

komşuları

        mutsuz

ediyorsun,

lütfen git ve hepimizi

mutlu et!

(Günler Tepelerden Aşağı Koşan Vahşi Atlar Misali, Charles Bukowski, Çeviri; Avi Pardo, 206 sayfa)



PİS MORUĞUN NOTLARI II

Ölümünden sonra derlenmiş, daha önce hiç kitaplaşmamış öyküleri, denemeleri  ilk kez Türkçe'de.

“Harry bara girip oturdu. “Sulu skoç,” dedi barmene. Harry’nin barlara dair bazı düşünceleri vardı. İnsanlığın ikinci en aşağılık türünden geçilmezlerdi. Birinci en aşağılık türü hipodromda bulabilirdiniz.  Harry hipodromdan az önce çıkmış biri olarak bütünüyle anlamsız bir günü tamamlıyordu. Müzik dolabı suskundu ve kimse bilardo oynamıyordu en azından. Bir bara girip sarhoş oluncaya kadar aynaya bakmanın mümkün olduğu o eski günleri hatırladı. Ya da birini marizlerdin, ya da biri seni marizlerdi. O zamanlar hipodromda kazanmak da mümkündü ve arada sırada klas bir hatunla tanışırdın. Ama sızlanmanın yararı neydi? Herkes aynı dünyada yaşıyordu. Ya da öyle diyorlardı. İlk içkiyi hakladı, bir tane daha söyledi.

(Pis Moruğun Notları II, Charles Bukowski, Çeviri; Avi Pardo, 216 sayfa)



BANA AŞKINI GETİR

Bukowski'den 15 öykü ve şiirler...

“Acı çekmenin yazarlar için yararlı olduğunu düşünenler var. Saçmalığın daniskasıdır bu. Acı çekmek diğer şeyler gibidir, fazlası adamı mezara götürür. Acılardan uzak bir hayattır asıl büyük yazarlar yaratan. Yazar kendini o kadar iyi hisseder ki okurlarına da aşılar bu iyi duyguyu.”

(Bana Aşkını Getir, Charles Bukowski, Çeviri; Avi Pardo, 200 sayfa)


 


PULP

Bukowski'nin son romanı

“Telefonu kapatıp ayaklarımı masanın üzerine uzattım. Kopuk parçaları masamda birleştirmeye çalışıyordum. İşte karmaşık bir olayın ortasındaydım. Ben dedektif Nick Belane. Bir yanda Kırmızı Kırlangıç meselesi çözülmeyi bekliyordu. Bir tarafta da Celine ve Bayan Ölüm vardı başımda. Sanki Bayan Ölüm'ün soluğu hep ensemdeydi. Şimdi bir de başıma uzaylı bir orospu çıkmıştı.”

(Pulp, Çeviri: Melih Katıkol, 172 sayfa)


 


HOLLYWOOD

Bukowski'nin sinema dünyasını anlattığı romanı.

"Odanın kapısı açıldı ve Jack Bledsoe yalpalayarak içeri girdi. Tanrım, genç Chinaski'ydi bu! Bendim! İçinde ince bir sızı duydum. Gençlik, orospu çocuğu, nerdesin? O genç ayyaş olmak istedim tekrar. Jack Bledsoe olmak istedim. Ama birasını yudumlayarak köşede dikilen moruktum ben." Hollywood, Charles Bukowski'nin sinema dünyasını, orada yaşananları, insan ilişkilerini anlattığı romanı.

(Hollywood, Charles Bukowski, Çeviri; Avi Pardo, 192 sayfa)


 


KAHRAMANIN YOKLUĞU

" İzahı güç. Aşk kötü bir sözcük fakat sözün tam anlamıyla, âşıktık. Bir kadınla sevişmeden onu gerçekten tanımanın mümkün olmadığından hiç kuşkum yok. Ve ne kadar çok sevişirseniz birbirinizi o kadar iyi tanırsınız. Ve iş görmeye devam ediyorsa, bunun adı aşktır. İş görmez olduğunda da, başkalarından farkınız kalmamıştır. Seksin aşk olduğunu söylemiyorum; nefret de olabilir. Fakat seks iyi ise, diğer şeyler girer devreye - elbisesinin rengi, kolundaki ben, çeşitli bağlılıklar ve kopukluklar; anılar, kahkahalar ve acılar."

Charles Bukowski'nin ölümünden sonra derlenmiş, daha önce Türkçe'de hiç kitaplaşmamış öyküleri, denemeleri.

(Kahramanın Yokluğu, Charles Bukowski, Çeviri; Avi Pardo, 256 sayfa)



PİS MORUK İTİRAF EDİYOR

Yazmak, en nihayetinde, tek yol benim için ve beni bir kazığa bağlayıp yaksalar kendimi aziz addetmem. Sadece benim için tek yol olduğuna inanmış olarak ölürüm. Yapmak istediğini yapma meselesi. Benim hezimetim onların zaferi olacaktır. Hiçbir şeyi yadsımıyorum. Şu anda olabileceğimin bütünüyüm. Bu yazma muhabbetini bırakalım öyleyse. O hödükler için. Ben buraya sadece size kendinizi daha iyi hissettirebilmek için sızdım. Unutun gitsin. Çarşamba akşamı Turf Paradise Hipodromu'nda dördüncü koşuyu kim alacak?

Charles Bukowski'nin ölümünden sonra derlenmiş, daha önce hiç kitaplaşmamış öyküleri, denemeleri  ilk kez Türkçe'de.

(Pis Moruk İtiraf Ediyor, Charles Bukowski, Çeviri; Avi Pardo, 256 sayfa)


 


İLHAM PERİSİNE OYNAMAK

Diğer arabalardaki insanlara baktı. Hayli mantıklı görünüyorlardı. Çok tuhaftı her şey. Bugüne kadar birlikte olduğu kadınların neredeyse hepsi ya akıl hastanesinde yatmışlardı ya da ailelerinde bir deli, hapishanede ağabeyleri, intihar etmiş bir kız kardeşleri falan vardı. Harry mıknatıs gibi çekerdi öylelerini. Okul bahçesinde bile, kaçık, garip ve uyumsuz tipler hep onu bulurdu. Onun laneti de buydu. Fakat çaresini bilmiyordu, bu sorunla yaşamak zorundaydı. 

Charles Bukowski'den  ilk kez Türkçe'de yayınlanan öyküler ve şiirler...

(İlham Perisine Oynamak, Charles Bukowski, Çeviri; Avi Pardo, 384 sayfa)




eni iyi adamlar yalnızken güçlüdür, charles bukowski  

En İyi Adamlar Yalnızken Güçlüdür
 

seçimini
zekice
yapmak
yarilamaktir
zafere giden yolu;
diger yarisi
kayitsizlikla
fethedilir.

bir yanda
istedigin
her seyi
söyleyebilirsin,
öte yanda
mecbur
degilsin.

ben
bir sekilde
ikisini de
yapmayi
becerdim.

bu yüzden
benimle
bir sorununuz varsa
size
aittir.

(En İyi Adamlar Yalnızken Güçlüdür. Charles Bukowski, 160 sayfa)


Kaybedenin önde gideni, charles bukowski
KAYBEDENİN ÖNDE GİDENİ

Sadece sıkıcı insanlar sıkılır.
Sadece yanlış bayraklar dalgalanır.
Size Tanrı olmadılarını söyleyen insanlar aslında aksini düşünürler.
Tanrı başarısızlıkların bir icadıdır.
Tek cehennem bulunduğun yerdir.

Dallas'tan geçtim ve Pasadena'da aylaklık ettim.
Anam ağlamadı çünkü ağlatacak kimse yoktu.
İki boy aynasını tuzla buz ettim ve beni
hâlâ arıyorlar.
İnsanın asla girmemesi gereken mekânlara girdim.
Acımasızca dövülüp ölü diye bırakıldım.
Kafatasımda cop darbelerinden oluşmuş bir sürü yumru var.
Melekler korkudan altlarına kaçırdılar.
Harikulade bir insanım.

Siz de öylesiniz.
O da öyle.
Güneşin sarı nabzı ve dünyanın görkemi de.

(Kaybedenin Önde Gideni, Çeviri: Avi Pardo, 192 sayfa)


kendimizde açtığımız yaralar
KENDİMİZDE AÇTIĞIMIZ YARALAR

benim için birini terk etmeseydiniz ya da
biri sizi terk etmeseydi hiçbirinizi tanıma
fırsatı bulamayacağımı anlıyorum şimdi–
o berbat gecelerle birlikte anımsanan
iyi gecelere içiyorum; işler yolunda gittiğinde
herkes kadar mutlu olabildik
ve bana sunabileceğinizin en iyisini
sunduğunuz için hepinize müteşekkirim;
yüreğimde yaşamaya devam edeceksiniz ve
bir yerlerde bir cennet varsa şayet
bir gün hepiniz
orada olacaksınız
büyük beyaz köpekbalığı
esarette
şaşkın gözlerle, şaşkın aptal gözlerle
sonsuza dek dönüp dururken.

(Kendimizde Açtığımız Yaralar, Charles Bukowski, Çeviri; Avi Pardo, 176 sayfa)


Gece Çılgın Ayak Sesleriyle Yırtıldı, Charles Bukowski
GECE ÇILGIN AYAK SESLERİYLE YIRTILDI

bazen alınganlaşırım
Nerede olduğumu bilemem,
Birkaç adım tökezler, yitik hissederim
Kendimi.

Tanıdığım herkes benden daha
Uzun
Daha zeki
Daha müşfikmiş
Gibi gelir bana,
Ve daha az çirkin
Elbette.

Ama asla
uzun sürmez
bu ruh hali.

Etrafıma sıkı bir
Bakış atarım,
Çepeçevre
Sert bir bakış
Ve aklım başıma
Gelir.

Ama
Bir süre için
Sadece.

(Gece Çılgın Ayak Sesleriyle Yırtıldı, Çeviri: Avi Pardo, 152 sayfa)


güneşe uzan
GÜNEŞE UZAN

"Kader tanrıçasının zalim olduğu ve sonunda hepimizin posasını çıkaracağı doğru; ama sıkı, ölümsüz bir kaybedenden daha yıldırıcı hiçbir şey yoktur. İşin sırrı şunda yatıyor; herkes kaybedebilir, kaybetmek yeteneklerin en kolayıdır."

Güneşe Uzan Charles Bukowski'nin 1978 - 1994 yılları arasında yazdığı mektuplardan derlemiş. Bu mektuplarda, içten ve sıcak bir anlatımla, hem Bukowski'nin yaşam öyküsünün ayrıntılarına inmek hem de hayat, sanat, siyaset hakkındaki ilginç görüşlerini öğrenmek olanağı doğuyor.

 

(Güneşe Uzan, Charles Bukowski, Derleyen; Seamus Cooney, Çeviri; Avi Pardo, 216 sayfa)



EN KISA ANDIR MUCİZE

yalnız kalmaktan daha kötü
şeyler de vardır hayatta
ama genellikle
bir ömür alır bunun
farkına varmak
o zaman da
çok geçtir
ve çok geçten
daha kötü
bir şey yoktur
hayatta.

(En Kısa Andır Mucize , 256 sayfa)


 güneş işte burdayım

GÜNEŞ İŞTE BURDAYIM

Ben bir Charles Bukowski modası olduğunun farkında değilim. Yalnız yaşayan biriyim, kalabalıktan hoşlanmam; bu tür tuzaklara düşmeyecek kadar yaşlı, kuşkucu ve çakalım. Bu iki haftada yaptığım üçüncü söyleşi, ama ben buna modadan ziyade matematiksel bir tuhaflık olarak bakıyorum. Umarım hiçbir zaman moda olmam. Moda olmak lanetlenmek demektir. Bende ya da yaptığım işte bir tuhaflık var demektir. Sanıyorum 46 yaşında, 11 yıl boyunca sessizce çalıştıktan sonra böyle bir şeyden endişe etmeme gerek yok. Tanrılar benimledir umarım. Benimle olduklarını düşünüyorum.

(Güneş, İşte Burdayım, Çeviri: Avi Pardo, 296 sayfa)


 kimse bilmez ne çektiğimi

KİMSE BİLMEZ NE ÇEKTİĞİMİ (2. cilt)

ve aşk iki kez geldiğinde
ve iki kez yalan söylediğinde
bir daha asla sevmemeye karar verdik,
böylesi adilaneydi,
bize ve aşkın kendisine.

ne merhamet dileniriz ne de
mucize;
yaşayacağız,
öleceğiz, sinek
öldüreceğiz, boks maçlarına
ve hipodromlara gideceğiz, hayatımızı
sırf talih ve yetenekle sürdüreceğiz.

(Kimse Bilmez Ne Çektiğimi - Charles Bukowski , Çeviri: Avi Pardo, 208 sayfa)


 sıcak su müziği

SICAK SU MÜZİĞİ

Amerika'nın her bir yanındaki sabahın üçü sarhoşları nihayet pes etmiş olarak duvarları seyrediyorlardı. Acı çekmek için ayyaş olmak, bir kadın tarafından sıfırlanmak gerekmiyordu , ama acı çekip ayyaş olunabilirdi. Bir süre, gençlikte özellikle, talihin sendern yana olduğunu sanabilirdin, bazen senden yanadır da gerçekten. Ama senin farkında bile olmadığın ve senin aleyhine işleyen birtakım ortalama hesaplar ve kanunlar vardır, her şeyin yolunda gittiğini sandığın zamanlarda bile.

Bir gece, sıcak bir salı gecesi o ayyaş sen oluverirsin, sensin o ucuz pansiyon odasında olan, ve daha önce o odalarda olmuş olmanın da bir yararı olmaz, daha da kötüdür hatta, çünkü bir daha bu duruma düşmemeye karar vermişliğin vardır. Bir sigara daha yakmaktan, bir içki daha içmekten, o sıvası dökük duvarlarda bir çift göz, bir çift dudak aramaktan başka bir şey de gelmez elden.

(Sıcak Su Müziği, Charles Bukowski, Çeviri; Avi Pardo, 160 sayfa)


BİR TEK BEN MİYİM BÖYLE YAŞAYAN?

Charles Bukowski, edebiyat dünyasına esas girişini şiirle yapmış, bu nedenle şiirlerini düzyazılarından ayrı bir yere koyuyor ve daha çok önemsiyor. Parantez Yayınları'ndan Türkçe'de yeni çıkan kitabı "Bir Tek Ben miyim Böyle Yaşayan?" Bukowski'nin son şiirlerinden oluşuyor.

24 yaşındayken ilk kısa öyküleri yayınlanan Bukowski, bir yıllık yazarlık deneyiminden sonra, yazdıklarının çoğunun edebiyat dergilerince yayınlanmaya değer bulunmamasından etkilenmiş olsa gerek hem yazmaya, hem de dünyaya küsmüş. 10 yıl boyunca sürekli içki içmiş, bir "barfly" olarak yaşamış.

Aşırı alkol aldığı bir gün öldü endişesiyle hastaneye kaldırılana kadar bu bar kelebeği hayatını sürdürmüş. Hayata dönüp hastaneden taburcu olduktan sonra bir daktilo satın almış ve tekrar yazmaya başlamış. Bu dönemde ilk yazdığı edebiyat ürünleri şiirleri.

Edebiyat dünyasına bu ikinci, belki de gerçek girişi de dergilerde şiirlerinin yayınlanması ile oluyor. Bukowski'nin yayınlanmış eserlerinin arasında da çoğunluğu şiir kitapları oluşturuyor.
Bukowski'nin hayattayken yayınlanmış 45 kitabı var. Yazarın ölümünden sonra da geride kalan dosyalar, mektupları ve günlüğü de yayına hazır oldukça kitaplaştırılıyor. Bukowski'nin edebi mirasında da şiirlerin ağırlıklı olarak yer aldığı görülüyor.

"Bir Tek Ben miyim Böyle Yaşayan?" Charles Bukowski'nin hayattayken yayınlanmamış şiirlerinden oluşan bir dosya. Bukowski, 1970-1990 yılları arasında yazdığı şiirlerden derlemiş bu kitabı ve ölümünden sonra yayınlanmak üzere ayırmış.

(Bir Tek Ben miyim Böyle Yaşayan?, Charles Bukowski, Çeviri; Avi Pardo, 208 sayfa)


 kadınlar

KADINLAR

Kadınlar, Bukowski'nin en çok okunan, üzerinde en çok konuşulan, tartışılan romanı. Hayatında önemli yer etmiş, aşık olduğu, peşlerinden koştuğu, birlikte yaşadığı kadınları anlattığı romanı.

Kadınlar, Bukowski'nin kadınlarla ilişkilerini ve cinsel hayatını olabildiğince açıklıkla anlattığı en önemli romanı olarak da kabul ediliyor. Rahat ve serbest bir anlatımı tercih etmesiyle dikkati çekmiş Bukowski, kısa kısa bölümlerden oluşturduğu ve bol diyalogla kurduğu bu romanında Hemingway ve Fante ile kıyaslanıp onlar kadar başarılı ve özgün bulunmuş.

Yaşam öyküsünün yazarı Howard Sounes şöyle yazıyor; "Bukowski'nin eski kız arkadaşlarından pek çoğu, kendilerini kitaplarına malzeme yaptığından habersizdi. Seks hayatlarını bütün açıklığıyla anlatırken onların iznini almadığı da ortadaydı. "Kadınlar" nihayet 1978 Aralık'ında yayınlandığında Linda Lee Beighle ile evlenmeden önce yaşamını paylaştığı kadınlar hayli rahatsız oldu. "Kadınlar"ın, yazarın diğer kitaplarından fazla satması bu rahatsızlığı daha da artıracaktı."

Kadınlar, iyi, rahat anlatımı ve konusunun ilginçliği yanında taşıdığı mizah unsurlarıyla da dikkati çeker. Kahramanı Henry Chinaski'yi ve onun kadınlarla ilişkilerini neredeyse okuyucuya kahkaha attırcak kadar tatlı bir dille ama eleştiri oklarını eksiltmeden anlatır. Sık sık kendini eleştirmeyi de ihmal etmez.

Kadınlar, Avi Pardo'nun Türkçesiyle tekrar okuyucularıyla buluşuyor.

(Kadınlar, Charles Bukowski, Çeviri; Avi Pardo, 320 sayfa)

Kadınlar'dan bir bölüm okumak için TIK


 postane

POSTANE

Yine akşamdan kalmaydım ve sıcak dayanılır gibi değildi kırk derecelik bir hafta. Her gece içmeye devam ediyor, sabahları taş ve her şeyin olanaksızlığıyla yüzleşmek zorunda kalıyordum.

Çocukların kimileri Afrika güneş kaskları ve gözlükleri giyiyorlardı; ama ben, hep aynıydım, yağmur ya da güneş, yırtık pırtık giysiler, çivileri ayaklarıma batan eski ayakkabılar. Mukavva parçaları koyuyordum ayakkabılarımın tabanlarına. Bir süre için iş görüyorlardı, ama çok geçmeden çiviler topuklarıma batmaya başlıyorlardı yine.

Viski ve bira, terliyordum koltuk altlarımdan ve sırtımda bir torbayla dolanıyordum çarmıh misali; torbadan dergiler çıkarıyor, binlerce mektup dağıtıyordum güneşin altında kavrulup sendeleyerek.

(Postane, Charles Bukowski, Çeviri: Avi Pardo, 168 sayfa)


 pis moruğun notları

PİS MORUĞUN NOTLARI

bir hafta kalıp içtim, kiranın bitmesini bekleyerek, sonra da Village'in dışında bir oda tuttum. derli toplu büyükçe bir odaydı ve çok ucuzdu, nedenini anlayamamıştım. köşede bir bar buldum, bütün gün oturup bira içtim. param hızla tükeniyordu, ama her zamanki gibi nefret ediyordum iş aramaktan. sarhoş ve aç geçirdiğim her dakikanın benim için özel bir anlamı vardı. o gece iki şişe porto şarabı alıp odama çıktım. soyundum, bir bardak bulup ilk şarabı koydum ve karanlıkta yatağa uzandım. işte o zaman anladım odanın neden bu kadar ucuz olduğunu. "L" treni pencerenin önünden geçiyordu. durak pencerenin önündeydi. tam önümde. odanın tamamı trenin ışığı ile aydınlanıyordu. ve bir tren dolusu yüz geçiyordu önümden. korkunç yüzler: fahişeler, orangutanlar, deyyuslar, kaçıklar, katiller, efendilerim. sonra tren yavaşça hareket ediyordu ve oda bir kez daha karanlığa gömülüyordu bir sonraki tren dolusu yüzlere kadar, ki her seferinde beklediğimden çabuk geliyordu. iki şişe şarap almakla ne iyi etmiştim.

(Pis Moruğun Notları, Charles Bukowski, Çeviri: Avi Pardo, 176 sayfa )

Bir bölüm okumak için TIK


   gülün gölgesi
   dünyevi şiirlerin son gecesi

DÜNYEVİ ŞİİRLERİN SON GECESİ

GÜLÜN GÖLGESİNDE (2. Cilt)
KAPALI BİR KAPIDIR CEHENNEM (1. Cilt)

Charles Bukowski, edebiyat dünyasına esas girişini şiirle yapmış, bu nedenle şiirlerini düzyazılarından ayrı bir yere koyuyor ve daha çok önemsiyor. Parantez Yayınları'ndan Türkçe'de yeni çıkan kitabı "Kapalı Bir Kapıdır Cehennem" Bukowski'nin son şiirlerinden oluşuyor.

24 yaşındayken ilk kısa öyküleri yayınlanan Bukowski, bir yıllık yazarlık deneyiminden sonra, yazdıklarının çoğunun edebiyat dergilerince yayınlanmaya değer bulunmamasından etkilenmiş olsa gerek hem yazmaya, hem de dünyaya küsmüş. 10 yıl boyunca sürekli içki içmiş, bir "barfly" olarak yaşamış.

Aşırı alkol aldığı bir gün öldü endişesiyle hastaneye kaldırılana kadar bu bar kelebeği hayatını sürdürmüş. Hayata dönüp hastaneden taburcu olduktan sonra bir daktilo satın almış ve tekrar yazmaya başlamış. Bu dönemde ilk yazdığı edebiyat ürünleri şiirleri.

Edebiyat dünyasına bu ikinci, belki de gerçek girişi de dergilerde şiirlerinin yayınlanması ile oluyor. Bukowski'nin yayınlanmış eserlerinin arasında da çoğunluğu şiir kitapları oluşturuyor.

Bukowski'nin hayattayken yayınlanmış 45 kitabı var. Yazarın ölümünden sonra da geride kalan dosyalar, mektupları ve günlüğü de yayına hazır oldukça kitaplaştırılıyor. Bukowski'nin edebi mirasında da şiirlerin ağırlıklı olarak yer aldığı görülüyor.

"Dünyevi Şiirlerin Son Gecesi", Charles Bukowski'nin hayattayken yayınlanmamış şiirlerinden oluşan bir dosya. Bukowski bu şiir dosyasını yayınlamak üzere hazırlamasına rağmen sağlığında kitaplaştığını görememiş.

(Kapalı Bir Kapıdır Cehennem, Charles Bukowski, Çeviri; Avi Pardo, 200 sayfa)

(Gülün Gölgesinde, Charles Bukowski, Çeviri; Avi Pardo, 200 sayfa)


KASABANIN EN GÜZEL KIZI
Sevimli Bir Aşk Hikayesi

Sahile götürdüm onu o gün. Yaz henüz başlamamıştı, hafta sonuydu, tenhaydı sahil. Harikuladeydi. Berduşlar paçavraları ile kuma uzanmışlardı. Bazıları taş banklara oturmuş şişeyi paylaşıyorlardı. Martılar telaşsız ve aptal uçuşlarındaydılar. Yetmişlik-seksenlik karılar kocaları öldükten sonra kendilerine kalacak evleri satıp satmamayı tartışıyorlardı. Her şeye rağmen huzur vardı havada. Denize doğru yürüdük. Çok az konuşarak. Mutluyduk birlikte. İki sandviç, biraz cips ve içecek bir şeyler aldım. Kuma uzanıp atıştırdık. Birbirimize sarılıp uyuduk bir süre. Sevişmekten bile güzeldi sanki. Gerilimsiz bir birlikte akış. Uyandıktan bir süre sonra eve döndük. Yemek pişirdim. Yemekten sonra birlikte oturmayı teklif ettim. Bir şey söylemeden uzun uzun baktı bana. Sonra yumuşak bir sesle, "Olmaz," dedi. Onu bara bıraktım, çıkmadan önce eline bir içki tutuşturdum. Bir ambalaj fabrikasında iş buldum. Hafta öyle geçti.

(Kasabanın En Güzel Kızı, Charles Bukowski, Çeviri; Avi Pardo, 224 sayfa)



SIRADAN DELİLİK ÖYKÜLERİ

Charles Bukowski 1920'de Almanya'da doğdu. İki yaşındayken ailesi ile birlikte Los Angeles'a göç etti. Los Angeles City College'da okudu. Okuldan sonra ülkeyi dolaşmaya başladı. Kapıcılık, benzin istasyonunda pompacılık, bekçilik, bulaşıkçılık, fabrikalarda ve mezbahada işçilik gibi işlerde çalıştı. Yüze yakın işe girdi çıktı.

24 yaşındayken ilk kısa öyküleri yayınlanan Bukowski, bir yıllık yazarlık deneyiminden sonra, yazdıklarının çoğunun edebiyat dergilerince yayınlanmaya değer bulunmamasından etkilenmiş olsa gerek hem yazmaya, hem de dünyaya küsmüş. 10 yıl boyunca sürekli içki içmiş, bir "barfly" olarak yaşamış.

Aşırı alkol aldığı bir gün öldü endişesiyle hastaneye kaldırılana kadar bu bar kelebeği hayatını sürdürmüş. Hayata dönüp hastaneden taburcu olduktan sonra bir daktilo satın almış ve tekrar yazmaya başlamış. Bu dönemde ilk yazdığı edebiyat ürünleri şiirleri.

Edebiyat dünyasına bu ikinci, belki de gerçek girişi de dergilerde şiirlerinin yayınlanması ile oluyor. Bukowski, o dönemde Los Angeles'ın yeraltı gazetelerinde yayınlanan yazı ve öyküleriyle tanındı. Daha sonra bu yazı ve öyküleri kitaplaştı. Elli yaşındayken çalışma hayatını terk ederek kendini tamamen yazmaya verdi. İlk romanı "Postane"yi yirmi günde yazdı. Daha sonra aynı hızla yazmaya devam etti.

Bukowski'nin hayattayken yayınlanmış 45 kitabı var. Yazarın ölümünden sonra da geride kalan dosyalar, mektupları ve günlüğü de yayına hazır oldukça kitaplaştırılıyor.

Sıradan Delilik Öyküleri'nde yer alan çalışmaları, Charles Bukowski'nin haklı şöhretini kazanmasının en iyi örnekleri sayılıyor. Bukowski bu öykülerde kendi hayatından yola çıkarak, kaybedenlerin dünyasına, ayyaşlar, kaçıklar, düzenbazlar, fahişelerden oluşan bir dünyaya kendine has farklı bir mercekten bakıyor ve her şeyi olabildiğince açık ve net anlatıyor.

(Sıradan Delilik Öyküleri, Charles Bukowski, Çeviri; Avi Pardo, 200 sayfa)


 sarhoş çal piyanoyu
SARHOŞ ÇAL PİYANOYU, VURMALI ÇALGI GİBİ, PARMAKLAR BİRAZ KANAMAYA BAŞLAYANA DEK

Charles Bukowski, edebiyat dünyasına esas girişini şiirle yapmış, bu nedenle şiirlerini düzyazılarından ayrı bir yere koyuyor ve daha çok önemsiyor. Parantez Yayınları'ndan Türkçe'de yeni çıkan kitabı Sarhoş Çal Piyanoyu / Vurmalı Çalgı Gibi / Parmaklar Biraz / Kanamaya Başlayana Dek Bukowski'nin şiirlerinden oluşuyor.

24 yaşındayken ilk kısa öyküleri yayınlanan Bukowski, bir yıllık yazarlık deneyiminden sonra, yazdıklarının çoğunun edebiyat dergilerince yayınlanmaya değer bulunmamasından etkilenmiş olsa gerek hem yazmaya, hem de dünyaya küsmüş. 10 yıl boyunca sürekli içki içmiş, bir "barfly" olarak yaşamış.

Aşırı alkol aldığı bir gün öldü endişesiyle hastaneye kaldırılana kadar bu bar kelebeği hayatını sürdürmüş. Hayata dönüp hastaneden taburcu olduktan sonra bir daktilo satın almış ve tekrar yazmaya başlamış. Bu dönemde ilk yazdığı edebiyat ürünleri şiirler. Edebiyat dünyasına bu ikinci, belki de gerçek girişi de dergilerde şiirlerinin yayınlanması ile oluyor. Bukowski'nin yayınlanmış eserlerinin arasında da çoğunluğu şiir kitapları oluşturuyor.

Bukowski'nin hayattayken yayınlanmış 45 kitabı var. Yazarın ölümünden sonra da geride kalan dosyalar, mektupları ve günlüğü de yayına hazır oldukça kitaplaştırılıyor. Bukowski'nin edebi mirasında da şiirlerin ağırlıklı olarak yer aldığı görülüyor.

Sarhoş Çal Piyanoyu / Vurmalı Çalgı Gibi / Parmaklar Biraz / Kanamaya Başlayana Dek, Charles Bukowski'nin Türkçe'de yayınlanan 18. Kitabı.

(Sarhoş Çal Piyanoyu, Charles Bukowski, Çeviri; Avi Pardo, 144 sayfa)


 pansiyon manzumeleri
PANSİYON MANZUMELERİ

Pansiyon Manzumeleri, Charles Bukowski'nin ilk dönem şiirlerinden kendisi tarafından yapılmış bir seçki. Pansiyon Manzumeleri'nde yer alan şiirlerin çoğunluğu, çok az tanınan ya da underground dergilerde yayınlanmış ve daha önce kitaplaştırılmamış.

Yazmaya başladığı ilk yıllarda, beş parasız, sefalet içinde, daktilosu ve bira şişesiyle yetinerek, berbat pansiyon odalarında kalarak durmadan yazmış Bukowski. Bu şiirlerini ilk yazılmış halleriyle, gözden geçirmeden, düzeltmeden dergilere göndermiş. Hayat, ölüm, alkol, at yarışları, yazmak, kadınlar, erkekler, şairler ve arka sokaklar hakkında tanıdık üslubuyla yazmış. Çarpıcı, duygusal, öfkeli ve ironik bu şiirleri yıllar sonra "Pansiyon Manzumeleri" adıyla bir araya getirmiş.

Bukowski, şiirleri hakkında şöyle diyor; "İlk şiirler şu anda bulunduğum noktadan daha lirikler. Bu şiirleri beğeniyorum ancak "Bukowski'nin ilk şiirleri çok daha iyiydi," iddiasında bulunanlara katılmıyorum. Kimileri bu iddiaları eleştiri yazılarında dile getirdiler, kimileri de dedikodu sohbetlerinde.

Şimdi okuyucu kendi kararını ilk elden verebilir.

Bugünkü şiirimde konuya daha doğrudan yönelip özüne iniyorum ve sonra da çıkıyorum. Önceki ve bugünkü tarzlarımın birbirinden daha üstün ya da başarısız olduğuna inanmıyorum. Farklılar, hepsi bu."

Önsözde yazdığı gibi; "Öyle ya da böyle, o acayip ve çılgın dönemin, o uzak saatlerin şiirlerinin bir çoğu işte burada. Sigara dumanıyla buğulanmış odada altmışsekiz bir vaziyette şansımızı denedik. Umarım işinize yarar, yaramazsa da, eh o zaman, (...)."

(Pansiyon Manzumeleri, Charles Bukowski, Çeviri; Ümit Tosun, 216 sayfa)


 kaptan yemeğe çıktı

KAPTAN YEMEĞE ÇIKTI VE TAYFALAR GEMİYİ ELE GEÇİRDİ

1991 yılı bir yandan Charles Bukowski'nin yazarlığında doruk noktasında olduğu, yaşam şartları açısından rahata erdiği yıl. Bir yandan da yaşlılıkla hesaplaştığı, ölümü düşünmeye başladığı günler...

Son romanı "Pulp"u (Parantez yay.) yazıyor, son şiirlerini kitaplaştırıyor. Günleri masanın başında, bilgisayırının karşısında ve hipodromda at yarışlarını izleyerek geçiyor. İçkiyi azaltmış. Belki de hayatının en dingin ve en verimli günlerini yaşıyor.

İşte bugünlerde yine hayatında bir ilki gerçekleştiriyor ve günlük tutmaya başlıyor. Bir anlamda hayatının bilançosunu çıkartıyor, kendi kendiyle hesaplaşıyor. Ölümünden sonra günyüzüne çıkan ve "Kaptan Yemeğe Çıktı ve Tayfalar Gemiyi Ele Geçirdi" adıyla yayınlanan Bukowski'nin günlüğünün tamamı Avi Pardo çevirisiyle Türkçe'de. Kitabın hoş bir de sürprizi var; Dünyaca ünlü çizerlerden Robert Crumb, Bukowski'nin günlüklerini kendi çizimleriyle desteklemiş.

(Kaptan Yemeğe Çıktı, Çeviri Avi Pardo, 120 sayfa)


 ölüler böyle sever

ÖLÜLER BÖYLE SEVER

" Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam."

Yüzyılın en ilginç yazarlarından biri. İçtenliği, işlediği konular ve dobralığı ile her zaman farklılığını koymuş bir yazar. Akıcı anlatımı ile yine sokaklarda, evlerde gezdiriyor bakışlarını, yaşadıklarını, belleğine kazıdıkları olanca rahatlığıyla anlatıyor, bu rahatlığıyla şaşırtıyor. Ölüler Böyle Sever'de Charles Bukowski'den 18 öykü yer alıyor. Yazarın olgunluk dönemi diye adlandırabileceğimiz yıllardan bir kitap Ölüler Böyle Sever.

(Ölüler Böyle Sever, Charles Bukowski, Çeviri Avi Pardo, 144 sayfa)


 şekspir bunu asla yapmazdı

SHAKESPEARE BUNU ASLA YAPMAZDI

"Tren yuvarlanmayı sürdürdü ve dışarda Batı Almanya kasabalarını andıran şirin kasabalar gördük, masal kitaplarından çıkmış gibiydiler biraz, parke taşlı küçük sokaklar, yüksek çatılar, ama orada da ıstırap vardı, şehvet vardı, cinayet vardı, delilik vardı, ihanet, hiçlik, korku, can sıkıntısı, sahte tanrılar, tecavüz, sarhoşluk, uyuşturucu, köpekler, kediler, çocuklar, televizyon, gazeteler, tıkalı tuvaletler, kör kanaryalar, yalnızlık... Yaratmak bir kaçış yoluydu sanki, çığlık atmanın bir yolu, ama o denli kötü şeyler yaratılıyordu ki, tıkalı tuvaletler ve tıkalı yaratıcılık. Arada sırada Celine gibi biri gelebiliyordu ve onu okuyup gülebiliyorduk çünkü hiç bir şansımız olmadığını biliyor, bunu açıkça söylüyordu. Tanrım, Avrupa'dan çıkıp şişko daktilomun başına geçmek için can atıyordum; orada oturmuş beni bekliyordu, benim denetimim dışında tuhaf cümleler kurardı ve karşılık beklemezdi ve kutsal değildi ve büyük şanstı, çok büyük şans."

Bukowski bu kez bir Avrupa yolculuğunu anlatıyor. Karısı Linda Lee ile birlikte Amerika'dan önce Paris'e gidiyorlar, sonra da Bukowski'nin Almanya'da kalmış tek akrabası olan dayısının yanına. Bukowski, bu gezi sırasında ilk kez ciddi anlamda Avrupa'yla, yaşlı kıtanın kültürüyle tanışıyor. Tabii yaşlı kıtaya alışkanlıklarını da taşımayı ihmal etmiyor. Yeni kurduğu dostlukları bol alkolle suluyor. Roman tadındaki bu kitabın fotoğrafları da görülmeye değer. Özellikle Bukowski'yi, Linda'yı ve dostlarını, nasıl yaşadıklarını merak edenler için.

(Shakespeare Bunu Asla Yapmazdı, Charles Bukowski, Çeviri: Avi Pardo, Büyük boy 156 sayfa)


kitap listesi

KENDİMİZDE AÇTIĞIMIZ YARALAR
GECE ÇILGIN AYAK SESLERİYLE YIRTILDI
GÜNEŞE UZAN
GÜNEŞ İŞTE BURDAYIM
KİMSE BİLMEZ NE ÇEKTİĞİMİ
KADINLAR
BİR TEK BEN MİYİM BÖYLE YAŞAYAN
POSTANE
GÜLÜN GÖLGESİNDE
PİS MORUĞUN NOTLARI
KAPALI BİR KAPIDIR CEHENNEM
SEVİMLİ BİR AŞK HİKAYESİ
SIRADAN DELİLİK ÖYKÜLERİ
SARHOŞ ÇAL PİYANOYU
PANSİYON MANZUMELERİ
KAPTAN YEMEĞE ÇIKTI VE TAYFALAR GEMİYİ ELE GEÇİRDİ
PULP
BANA AŞKINI GETİR
SUDA YAN ATEŞTE BOĞUL
HOLLYWOOD
SICAK SU MÜZİĞİ
SHAKESPEARE BUNU ASLA YAPMAZDI
ÖLÜLER BÖYLE SEVER

.:!:.

 

Adres: Asmalı Mescid mah. Tünel Meydanı, Tünel Geçidi İşhanı C Blok, D: 424 Beyoğlu - İstanbul
Tel/Faks: (0212) 252 65 16   E posta: parantez@yahoo.com   Web: www.parantez.net

Kitap istekleriniz için Tek dağıtım:
Punto Kitap Hizmetleri

Çobançeşme Mah. Altay Sk. No:8 34196 Yenibosna/ İstanbul
Tel: 0 212 496 1050 E-mail: punto@puntokitap.com

Kitaplarımızı bulabileceğiniz online satış siteleri:


   anasayfa
   

Tasarım: Sokak Kedisi